Izmir Enternasyonal Fuarı

Izmir Enternasyonal Fuarı (İzmir Fuarı veya, özellikle İzmir içinde, kısaca Fuar da denilir) her yılın Eylül ayında İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül’ü içine alacak 10 günlük bir zaman dilimi içinde düzenlenen Türkiye’nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı fuarıdır. İlk kez 2007 yılında bünyesinde, uluslararası bir kongre olan 3. Türkiye Acil Tıp Kongresi’ni de barındıracak olan fuar 76. kez kapılarını halka açacak.31 Ağustos-9 Eylül tarihleri arasında ziyaret edilebilir. İzmir Kültürpark’ta (bu park alanı da bazen kısaca Fuar olarak adlandırılır) düzenlenir. Ancak İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), esasında, örneğin 2005 yılı için İzmir Kültürpark alanında düzenlenmiş olan ve çoğu zaten uluslararası nitelikli 37 fuardan sadece bir tanesidir.

Fuarlar ve kongreler kenti İzmir
İzmir Enternasyonal Fuarı’nı İzmir’de düzenlenen diğer fuarlardan ayıran özellik, tarihçesinin yanısıra, belli bir sektör ile kısıtlı kalmayan, ithalat ve ihracat potansiyeli olan ürünlere dönük, teknolojik yenilikler içeren ve Türkiye piyasasına ilk adımlarını atan partönerler açısından önem arzeden kimliğidir. Evvelce bir ay süren İEF süresinin kısaltılarak 10 güne indirilmesi sayılan alanlarda daha da uzmanlaşarak güçlü bir niche yakalanmasını sağlamıştır.

Bölge ve ülke ekonomisine büyük katkısı olan İzmir Enternasyonal Fuarı, böylece Türkiye’nin “dünyaya açılan penceresi” sloganıyla ülke tanıtımında ve ikili ticari ilişkilerin gelişmesinde önemli bir işlev üstlenmektedir. Türkiye’nin Fuarlar Birliği’ne üye (1948’den beri) tek genel ticari fuarıdır. Teknolojinin ve yenilikçiliğin ön plana çıktığı sektörler olan otomotiv, elektrik, elektronik, iş makinaları, gıda ve ambalaj makinaları gibi uzmanlaşmaya dayalı faaliyet alanları fuar etkinlikleri içinde ağırlıklı bir yer işgal etmektedir.

İzmir Enternasyonal Fuarı günümüzde, İzmir Kültürpark’ta yer alan pek çok fuarcılık etkinliğini düzenleyen İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri (İZFAŞ) tarafından organize edilmektedir.

Fuar’ın tarihçesi
İzmir Enternasyonal Fuarı’nın doğuşu, 17 Şubat 1923’te (henüz Cumhuriyet ilan edilmemişken) Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle İzmir’de toplanan İzmir İktisat Kongresi’ne uzanır. İktisat Kongresi ile eşzamanlı olarak bir ticari ürünler sergisi düzenlenmiş, sergi mekanı olarak İkinci Kordon’da Osmanlı Bankası’nın deposu olarak kullandığı Hamparsumyan binası seçilmiştir. Burada, el tezgahı ve küçük sanayi ürünleri; Isparta, Kula, Gördes, Uşak kilim ve halıları, yağ ürünleri, sabunlar, makarna ve unlu yiyecekler, kolonyalar, helvalar, ihraçlık pamuklar, ayakkabı, mobilyalar, deri ürünleri, tarım araçları, kiremit, tuğla, maden örnekleri, tütün, sigara, şarap örnekleri, kereste çeşitleri sergilenmiştir.

İzmir İktisat Kongresi Sergisi’nden sonraki ilk sergi Eylül 1927’de, “9 Eylül Mahalli Sergisi” adı altında Mithatpaşa Sanat Enstitüsü’nde açılmıştır. İzmir Ticaret Odası’nın teklifi ve İzmir Valisi Kazım Dirik’in kararı ile açılan sergide 71 resmi kuruluş, 195 yerli firma ve 9 ülkenin 72 kuruluşunun ürünleri sergilendi. Sergiyi 80 bin 744 kişi gezdi.

İkinci 9 Eylül Sergisi Eylül 1928’de yine aynı binada ve uluslararası düzeyde gerçekleşti. Sergiye 155’i yabancı olmak üzere 515 firma katıldı.

1935 İzmir 9 Eylül Panayırı dönemin İktisat Vekili Celal Bayar tarafından açılmıştır. 311 bin kişinin gezdiği panayır, bugünün organize uluslararası fuarının öncüsü oldu. Fuar alanının temeli, evvelce 1922 İzmir Yangını’nda kül olmuş mahallelerin bulunduğu ve sonraki yıllarda şehrin ortasında bir pislik ve derbederlik yuvası haline gelmiş bulunan bugünkü yerinde 1 Ocak 1936’da törenle atıldı. 360 bin metre karelik alanın Kültürpark haline getirilmesi ve yılın belirli bir ayında bu alan üzerinde uluslararası bir fuarın gerçekleştirilmesi planlandı. Kültürpark alanının düzenleme çalışmaları, dönemin İzmir Belediye Başkanı Dr. Behçet Uz’un ve gazeteci sıfatıyla Moskova kültürparkını gezmiş olan yardımcısı Suat Yurtkoru’nun yönetiminde olağanüstü çabalarla, proje aşamasında da dönemin Moskova Belediye Başkanı Bulganin tarafından görevlendirilen mimarların tasarımı çerçevesinde 1936 yılında tamamlanmış; bu tarihten itibaren İzmir Uluslararası Fuarı Kültürpark’ta açılmıştır. İzmir, Kültürpark ve Fuar adeta özdeşleşmiştir. Lozan Kapısı önünde yapılan coşkulu törene Mısır, Yunanistan ve Sovyetler Birliği’nden 48 yabancı kuruluş, 32 vilayet pavyonu ve 45 yerli kuruluş katıldı. 1937 İzmir Enternasyonal Fuarı, diğer yıllara göre çok daha büyük bir coşkuyla hazırlandı. Açılışı İktisat Vekili Celal Bayar yaptı. Fuar’ın en büyük özelliği Kültürpark’ın sürekli bir kurumuna dönüşecek olan Paraşüt Kulesinin açılışı oldu. 104 yabancı şirketin katıldığı Fuar’da 424 yerli kuruluş temsil edildi. Bu rakamlar 1938 yılında fuarına 140 yabancı, 46 devlet kurumu ve 527 yerli kuruluşun, 60 bin metre kare fuar alanının eklenmesiyle hazırlanan ve açılışını Başvekil Dr. Refik Saydam’ın yaptığı 1939 fuarına 574 yabancı şirket. 27 devlet kurumu ve 333 yerli şirket katılmasıyla giderek arttı.

1940 yılında sürmekte olan II. Dünya Savaşı yüzünden katılımın olmayacağı ileri sürülmesine karşın yerler çok önceden kiralandı, ancak fuar zararla kapatıldı. Açılışı Ticaret Vekili Nazmi Topçuoğlu yaptı. 30 Ağustos tarihinde Milli Piyango ilk kez fuarda çekildi. Fuara 243 yabancı, 463 yerli şirket katıldı. Savaşa karşın 1941 yılında Fuar hazırlıkları eksiksiz gerçekleşti. 1942 fuarı ise sürmekte olan savaş gerekçesiyle Hükümet kararı ile açılamadı. 1943 İzmir Enternasyonal Fuarı Başvekil Şükrü Saraçoğlu himayesinde açıldı. Ziyaretçi sayısı bir milyon kişiyi aştı. 1944, 1945, 1946 İzmir Enternasyonal Fuarı, “milli mahiyette” açılabildi. Uluslararası fuarlar 1947 yılından itibaren kesintisiz ve giderek önem kazanarak devam etti.

Fuar’da Eğlence Dünyası
1950’lerden itibaren büyük rağbet görmeye başlayan Fuar gazinoları çok kanallı televizyonlar dönemine kadar Türkiye eğlence hayatının zirvelerinden ve referanslarından biri olarak kalmışlardır. Fuar Göl Gazinosu, Mogambo Gazinosu, ismini Zeki Müren’in verdiği Manolya Bahçesi bu gazinoların en önemlilerindendir. Safiye Ayla, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Gönül Yazar, Sezen Aksu, Tanju Okan ve daha pek çokları, isimleri İzmir Fuarı ile özdeşleşmiş sanatçılardır. Günümüzde de Fuar günlerindeki müzik faaliyetleri daha ziyade açık hava konserleri ağırlıklı olarak sürdürülmektedir.

Kaynak: vikipedi

Maydonozun sapı:

Çok net hatırlıyorum, çocukluğumun geçtiği Balıkesirde yaşadığımız yıllarda devlet memuru olan babam yılda 3 hafta izin kullanırdı. Bunlardan birinde tatile Akçaya giderdik, birinde memlekete gider aile büyüklerini ziyaret ederdik. Son tatilde ise İzmir fuarına giderdik. Hergün ayaklarımıza karasular  inene kadar furarın ayrı bir bölümünü gezer, akşamınada bir gazinoda keyfimizi dinlendirirdik. Barış Manço’yu ilk defa o fuarda görmüştüm. Televizyonda göründüğünden farklı gelmişti gözüme belkide renkli görüyo olmak bu hissi uyandırmıştı bende. Daha kimler kimler..

Efendim Müjdat Gezen’den Belkıs Akkaleye, Huysuz’dan Noktayla Virgüle, Neşe Karaböcekten Ahmet Özhan’a.. Hepsini ilk defa bu fuarda gördüm.  Bahsettiğim yıllar 78-82 arası filan. Birgün reyonları gezerken yerde saatli tükenmez kalem buldum, acaipte ilgilimi çekti, üzerinde bilgisayar barındıran bir kalem gibi görünmüştü bana o zamanlar walkman bile yok (ya da var da ben bilmiyorum:))) düşünün artık..  sanırım bir japon firmasının alanıydı, Babamın direktifini alır almaz 5 yaşındaki paytak yürüyüşümle oradaki görevliye saati götürüp teslim ettim. Ama verirkende içim içimi yedi, keşke benimde böyle bir kalemim olsa diye geçirdiğimi hatırlıyoum içimden (Olayın kalem tarafında değilim doğal olarak, çünkü daha okuma yazma hak getire). Ne caka satarım mahalle arkadaşlarıma filan diye içimden geçirirken, görevli capon amca bana bişeyler söyleyip saatli kalemi gösterdi, baktım saatin ışığıda var, meğer arkadaki düğmeye basınca saatin ışığıda yanıyomuş. Gözlerim artık nasıl parladı siz düşünün. Sonra capon amca  saatli kalemi bana uzattı, bende aileden öğretilen terbiyeyle yok olmaz alamam filan yaptım ama içim içimi kemiriyor kaçamak kaçamak babama bakıyorum. Baş öne doğru eğilerek onay hareketi gelse sarılı bi capon amcayı bi babamı öpecek durumdayım. Ve o işaret geldi.. Düşünün bendeki sevinci.. Capon amcaya teşekkür edip kalemi aldım ve bütün gün bütün gece elimden düşmedi. Hatta gece pikenin altında girip girip ışığını yaktığımı bile hatırlıyorum….

Şimdi 5-6 yaşlarındaki çocukları gözlemliyorumda herşeyi çok çabuk eskitiyorlar, benim neredeyse bir oyuncakla 3 yıl süren sevincim nire bu genç delikanlıların en kral oyuncaklardan bile 1 saat sonra bıkacak hale gelmeleri nire. Ha bir de telden yaptığımız arabalar vardı ki…. neyse ona bilare dokunurum..

You may also like...

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: