Yıldırım Akbulut

Mizahçılar tarafından en çok sevilen, Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. Dönem başbakanı. Dönemin cumhurbaşkanının etkisinde (Turgut Özal) ve paralelinde bir politika izlemiştir. (Çoğu zaman karikatüristler tarafından Özal’ın kuklası kılığında resmedildi, hakkında karadeniz fıkraları ile yarışacak düzeyde fıkra üretildi). 1935’de doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirmiştir. Serbest Avukatlık yapmıştır. 1983 yılında ANAP’tan Erzincan milletvekili seçilmiştir. 1984-1987 yılları arası İçişleri Bakanlığı yapmıştır ardından 1987 seçimlerinden sonra T.B.M.M. Başkanlığı’na seçilmiştir.9 Kasım 1989’da Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığa seçilmesinin ardından başbakanlığa vekalet edip ardından ANAP genel başkanlığına seçilmiş ve 1991’e kadar başbakanlık yapmıştır.
18 Nisan 1999 seçimlerinin ardından Mayıs ayında yapılan Meclis Başkanlığı seçimlerini kazanıp 2000 yılına kadar TBMM Başkanlığı’nı sürdürmüş ve ardından cumhurbaşkanlığına aday olmuş ancak adaylığı 2.turun ardından geri çekmiştir. XVII., XVIII., XIX.Dönem Erzincan ve XXI.Dönem Ankara Milletvekili olmuştur.

Akbulut Fıkralarından Örnekler
001. Sanı
Bir gün Yıldırım Akbulut ile Margaret Thatcher at gezisine çıkarlar. Yolda giderken birden Thatcher’in atı yellenir. Tabii Thatcher utancından yerin dibine girer. Hemen Akbulut’tan özür dilemeye başlar. Akbulut da şaşırır: “Aaa, siz mi yapmıştınız? Ben at yaptı sandıydım!..”

002. İngilizce sorun olunca
İngiltere ziyareti sırasında Yıldırım Akbulut’un makam aracı Thatcher’ın aracına arkadan çarpmış. Yıldırım bey hemen aşağı inip Thatcher’dan özür dilemiş “I’m sorry!..” Makam aracınına bakan Thatcher mırıldanmış “I’m sorry too…” İngilizcesi biraz sorunlu olan Yıldırım bey hemen yanıtlamış “I’m sorry three!..”

003. Ağaç
Yıldırım Akbulut Meclis Lojmanları’ndaki evine deve gelmesin diye evin etrafına ağaç dikiyormuş. Oradan geçen birisi sormuş:
– Yıldırım bey ne yapıyorsunuz?
– Eve deve gelmesin diye ağaç dikiyorum.
– İyi de beyefendi burada deve yok ki.
– Eeeee, arkadaş biz bu ağaçları boşuna mı diktik.

004. Saati geri almak
Yıldırım bey haberlerde o gece saatlerin 1 saat geri alınacağını duymuş. Saati geri almak üzere 02.00’de kalkmış; saati 1 saat geri alıp yatmış. Sonra 02.00’da kalkmış, saati 1 saat geri alıp yatmış. Sonra 02.00’da kalkmış, saati 1 saat geri alıp yatmış… (Hakan Tuncel)

005. Gösteri
Eşi Yıldırım Akbulut’a;
– Bu akşam Kuğu Gölü var. Gidelim mi?
– Tabi karıcığım… Mayoları alayım, hemen geliyorum!.. (“kris”/Ek$iSözlük)

006. Formül
Yıldırım Aktuna ile Yıldırım Akbulut bir gazetenin ödüllü bulmacasını çözmüşler, ama kimin adına göndereceklerini çözememişler. Bunun üzerine Yıldırım Aktuna şöyle demiş, “Senin adını, benim soyadımı yazalım öyle yollayalım!” Yıldırım Akbulut; “Tabii, niye olmasin!..” demiş. (“chainsaw”/Ek$iSözlük)

007. Maç
– Başbakanım, Fenerbahçe-Galatasaray maçına gitmek ister misiniz?
– Ben geçen sene gittim ona!.. (“neo”/Ek$iSözlük)

008. Sabile
Yıldırım Akbulut gazinoya gitmiş. Şarkıcı kadın sahneden görmüş başbakanı.
– Başbakanım istediğiniz bir şarkı varsa, ben okurum…
– “Sabile”yi çok severim… Onu oku!..
Herkes birbirine bakmış Sabile adında bir şarkı bilen yok. Sonra kurmaylardan birisi cesaretini toplamış;
– Efendim Sabile şarkısını şarkıcı hanım bilmiyormuş… Kem ve de küm…
– Yaa nasıl bilmez onu!.. Hani sözleri de şöyle: Eller ayır sabile… Diller ayır sabile… Gözler ayır sabile!.. (“bilgimania”/Ek$iSözlük)

009. Bilgi notu
“27 Şubat-1 Mart tarihleri arasında İran’a 6 günlük bir ziyaret yapacağım.” Başbakan. (“carno”/Ek$iSözlük)

010. Cezanın nedeni
Yıldırım Akbulut fıkralarını toplayıp kitap yapan gazeteci yazar hükümet tarafından mahkemeye verilir. Tanıklar ve savunmalarda sonra bile yargıç halen 20 yıl ağır hapis ve 2 milyon dolar para cezasında diretmektedir. Durumdan son derece rahatsız olan gazeteci yazar hakime sorar: “Hakim bey, her şeyi anladım da, memleketin başbakanının “saf” olduğunu fıkralarla yazmak bu kadar ceza gerektirmez!..” Hakim yazarı kursüsüne çağırır ve fısıldayarak şu cevabı verir: “Bu ceza sana başbakana ‘saf’ dediğin için değil, devlet sırrını açıklamaktan dolayı verildi!..” (“continuum transfunctioner”/Ek$iSözlük)

011. Takside
Yıldırım Akbulut bir gün taksiye binmiş. Şoför biraz sonra sormuş: “Abi sana bir Akbulut fıkrası anlatayım mı?” Akbulut, bozuk bir sesle yanıtlamış: “Ben Yıldırım Akbulut’um!..” Şoför aynadan müşteriyi süzmüş: “Olsun abi, ben de yavaş yavaş anlatırım.” (“kasagi”/Ek$iSözlük)

012. İngilizce
Yıldırım Akbulut başbakan olduktan sonra Turgut Özal makamına ziyaretine gelir. Yıldırım Akbulut’un İngilizce bilmediğini bilen Turgut Özal Yıldırım Akbulut’a; “Yıldırım şu İngilizce’yi öğren artık bir dahaki ziyaretime kadar. Bak kontrol edeceğim!” der ve gider. Aradan bir süre geçer ve Turgut Özal yine bir ziyaretinde Yıldırım Akbulut’a “N’aptın Yıldırım? İngilizce işleri nasıl gidiyor?” diye sorar. Yıldırım Akbulut, “Gayet iyi…” diye cevap verir. Turgut Özal, “O zaman yaverini İngilizce kullanarak çağır bakalım içeriye…” der. Yıldırım Akbulut yavere dönerek, “Mehmet, kam hiyir” der. Yaver içeriye gelir… Turgut Özal içinden “Harbiden çözmüş ya!..” der ve akabinde “Tamam yaveri şimdi geri gönder!” der. Yıldırım Akbulut odadan dışarıya çıkar ve seslenir “Mehmet, kam hiyir!..”
(“metalman”/Ek$iSözlük)

013. Yalan
George Bush, Michail Gorbaçov ve Yıldırım Akbulut en büyük yalanı söyleme yarışmasına katılırlar. Michail Gorbaçov, “Ben aslında Amerikan vatandaşıyım!” der ve alkışlanır. George Bush, “Komünizm dünyanın en iyi düzenidir!” der ve büyük bir alkış kopar. Sıra Yıldırım Akbulut’a gelir. Yıldırım Akbulut elini çenesine koyar ve “Düşünüyorum da…” der. Ortalık alkıştan yıkılır. (“motorbreath”/Ek$iSözlük)

014. Tebrik ziyareti
Akbulut yeni başbakan olmuştur. Yabancı delegasyonlar tebrik ziyareti yapmaktadırlar. Hindistan heyeti içeri girer ama girmeleriyle secdeye kapanmaları bir olur. Bizimkiler biraz beklerler ama Hintliler’in kalkmaya niyetleri yoktur. Uzun bir bekleyişten sonra, bizimkiler çareyi Hindistan Büyükelçiliği’ni aramakta bulurlar. Telefona bakan görevliye durumu anlatırlar ve adamların secdeden kalkmaları için ne yapmaları gerektiğini sorarlar. Telefondaki görevli cevap verir: “Önlerindeki ineği başka bir yere götürün!..” (“hammurabi”/Ek$iSözlük)

015. Evrak
Yıldırım Akbulut hal müdürlüğü yaparken, yardımcısı gelir ve bir sürü matbu evrak biriktiğini, artık koyacak yer kalmadığını söyler. ”Sayın müdürüm, isterseniz bir kısmını imha edelim.” diye de teklif getirir. Akbulut bir süre düşünür ve cevap verir: ”Tamam imha edin ama, bunlar resmi evraktır. Birer fotokopisini çekin de sonra imha edin!..” (“hammurabi”/Ek$iSözlük)

016. Gazete
Yıldırım Akbulut, birkaç günlük tatil için bir dağ evine gider. Tatili süresince rahatsız edilmek istemediğini belirtir. Özel kalem müdürüne de, günlük gazeteleri her sabah masasında görmek istediğini söyler. Kalem müdürünün morali bozulur, çünkü şehir çok uzaktadır. Her sabah şehre gidip gazete almak zoruna gidecektir. Sonunda çareyi bulur: Ertesi gün şehre iner ve aynı gazeteden yedi-sekiz tane alır. ”Her sabah birini önüne koyarım. Bizimki anlamaz nasılsa…” diye düşünür. Planı uygulamaya başlar. İlk günler işler yolunda gitmektedir. Beşinci gün, Akbulut kalem müdürünü çağırır. Bizimki tutuşur mevzu anlaşıldı diye. Korkarak huzura çıkar. ”Buy’run sayın başbakanım…” der. Akbulut elindeki gazeteyi gösterir ve konuşur: ”Yahu kalem, şu dünyada ne gerzekler var yahu. Beş gündür bakıyorum, aynı adam, arabasını beş gündür aynı ağaca çarpıp duruyor!..” (“hammurabi”/Ek$iSözlük)

017. Neden
Yıldırım Akbulut eve geç kalmış. Eşi sormuş:
– Ner’deydin?
– Yürüyen merdivendeydim.
– Eee?
– Elektrikler kesilince mahsur kaldım. Şimdi geldi, ben de anca dönebildim!.. (“kacin kurbagasi”/Ek$iSözlük)

Kaynak. vikipedi, FikraMasasi

You may also like...

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: