Suna Pekuysal

Geçtiğimiz perşembe akşamı evinde düşme sonucu kalça kemiğini kıran 75 yaşındaki ünlü tiyatro sanatçısı Suna Pekuysal hayatını kaybetti.  İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan Pekuysal, Ortopedi Kliniği’nde tedavi altına alınmıştı. Tiyatro sanatçısı Suna Pekuysal, 24 Temmuz Perşembe günü İstanbul’da toprağa verilecek.
Suna Pekuysal için ilk tören, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde düzenlenecek. Pekuysal’ın cenazesi, Ataköy 5. Kısım Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında Mevlanakapı Mezarlığı’nda defnedilecek.

Türk tiyatrosunun çınarı Suna Pekuysal, 75 yıllık ömrünün yarım asrında şehir tiyatrolarında görev yaptı, 250’den fazla oyunda ve 100’e yakın sinema filminde rol aldı.  Asıl adı “Suna Belener” olan Suna Pekuysal, 24 Ekim 1933’te İstanbul’da doğdu. Pekuysal, İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü’nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosunun çocuk bölümünde Kadri Ögelman’ın “Artist Aranıyor” adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı.
Aradan üç yıl geçtikten sonra 1952 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu dram bölümü kadrosuna geçen Pekuysal, 1964 yılında tiyatro sanatçısı Ergun Köknar ile evlendi. 1973 doğumlu Sait Ali isimli bir oğlu olan sanatçı, tiyatronun yanı sıra televizyon ve sinema filmlerinde rol aldı.
1984 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosunda sahnelenmeye başlanan, Ekrem Reşit Rey’in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen’in sahneye Koyduğu “Lüküs Hayat” operetindeki rolünü Zihni Göktay ile 14 yıl süreyle aralıksız oynadı.
Lüküs Hayat’ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği “Ahududu” adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.
Türk tiyatrosunun en önemli sanatçıları arasında yer alan Suna Pekuysal, 1979 yılında Fakir Baykurt’un uyarlaması olan “Tırpan”daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerini, “Lüküs Hayat”taki rolüyle de 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini kazandı.
Birçok televizyon reklam ve dizilerinde, müzikallerde rol alan Pekuysal, 24 Ekim 1998’de Şehir Tiyatrolarından emekli oldu.

Suna Pekuysal’ın “Lüküs Hayat” operetinde 14 yıl aynı sahneyi paylaştığı rol arkadaşı Zihni Göktay, Suna Pekuysal gibi sanatçıların dünyaya çok nadir geldiğini ifade ederek, “Fenomen, olay bunlar…” dedi.
Göktay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suna Pekuysal ile 14 yıl “Lüküs Hayat” operetini sergilediklerini, sonrasında Pekuysal’ın rahatsızlığı nedeniyle bıraktığını belirtti.
Uzun yıllar sadece tiyatroda değil, özel hayatlarında da çok iyi dostlukları olduğunu ifade eden Göktay, “Çok iyi bir ablamdı. Benim, kendi ablamdan daha sık görüştüğüm bir ablamdı. Aile dostluğumuz da devam etti” diye konuştu.
Suna Pekuysal ile 40 yılı aşkın dostlukları bulunduğunu dile getiren Göktay, şöyle devam etti:
“Şehir tiyatrosunda, televizyonda bazı dizilerde birlikte olduk. Tabii çok zor… Kendisiyle ameliyattan 12 saat önce görüştüm. ’Abla geleyim’ dedim. ’Gelme, zaten yarın sabah ameliyat olacağım, ameliyattan çıkıp ayılınca gelirsin’ dedi. ’Tamam’ dedim. Bugün gidecektim, oğlu Ali ile görüştüm. ’Yarın da kalabiliriz, yoğun bakımda, gelme, ben telefon ederim Çarşamba günü filan gelirsin’ dedi. Ama bu sabah 11.30’da öğrendim.”
Suna Pekuysal gibi sanatçıların dünyaya çok nadir geldiğini vurgulayan Göktay, “Fenomen, olay bunlar… Suna Pekuysal’ın başka bir misyonu vardı, Türk tiyatrosunda ve televizyonda. Çok iyi bir komedyendi. Kadından komedyen çok az çıkıyor Türkiye’de. 50 senede bir çıkıyor. Suna Pekuysal bunlardan bir tanesiydi” diye konuştu.

Pekuysal’ın işine çok ciddi sarıldığına işaret eden Göktay, duygularını şöyle dile getirdi:
“Annesini kaybetti, beraber oynadık. 2 kız kardeşini, eşini kaybetti, yine sahnede oyununa devam etti. Metanetini kaybetmeyen, çok ciddi işine sarılan, ’Bu iş devam edecek, ne yapalım Zihni, bizim kaderimiz böyle, bunları kabullenelim’ derdi. Bazı durumlarda beni de motive ederdi. Annemi kaybettiğim gün birlikte oynadık, beni teselli etmişti. Şimdi bizi kim teselli etsin diye biz duruyoruz, elimiz ayağımız bağlı.”
Zihni Göktay, 24 Temmuz Perşembe günü Fatih Reşat Nuri Sahnesinde tören düzenleneceğini bildirdi.

Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, Pekuysal’ın çok özel bir oyuncu olduğunu ifade ederek, “Yeteneklerinden bahsetmekten öteye geçiyorum. Nevi şahsına münhasır denilen, kendisinden başka hiç kimse ile anlatılamayacak türden bir oyuncuydu” dedi.
Pekuysal gibi bir oyuncunun kaybının, onun temsil ettiği oyunculuk değerlerinin kaybı anlamına geldiğini vurgulayan Alkaya, çok üzgün olduğunu söyledi.
Alkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suna Abla, yaşadığı dönemde, sahneye çıktığı dönemde çok sevildi, seyircinin aşık olduğu bir oyuncuydu. Bilebildiğim kadarıyla sahneye çıkışında antre alkışı alan son oyuncuydu. Çok sevildi ve bunu çok yoğun yaşadı. Hayatının son dönemi fiziksel sorunlarıyla boğuşarak geçti ama bu çok büyük sevgiyi yaşamış olması biraz müsterih kılıyor bizleri.”

Tiyatro sanatçısı Erol Günaydın ise Pekuysal’ın eşi Ergun Köknar ile aynı okuldan mezun olduklarını belirterek, “Onları ben evlendirdim. Dostluğumuz yıllara dayanıyor. Çok üzgünüm” dedi.
Günaydın, Suna Pekuysal ve merhum eşi ile 47 yıllık dostlukları bulunduğunu ifade ederek, Türk tiyatrosunun büyük bir çınarını kaybettiğini vurguladı.
Pekuysal’ın yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu belirten Günaydın, “Onu tiyatro yaşatıyordu, tiyatro bitince hayatı da bitti” diye konuştu.
Gazanfer Özcan ise Suna Pekuysal ile tanışıklığının onun 14 yaşında tiyatroya yeni başladığı yıllara dayandığını ifade ederek, çok üzgün olduğunu söyledi.
Pekuysal’ın Türk tiyatrosunun çok önemli oyuncularından biri olduğunu, böyle değerlerin sık gelmediğini anlatan Özcan, “İşte birer birer gidiyoruz. Hepimizin gideceği yer orası. Çok üzgünüm” dedi.

-ÖDÜLLERİ-

Suna Pekuysal’ın yaşamı boyunca aldığı ödüller şöyle:

“1980 Avni Dilligil Ödülü (Tırpan), 1980 Ulvi Uraz Ödülü (Tırpan), 1986 Sanat Kurumu Ödülü (Lüküs Hayat), 1987 İsmail Dümbüllü Ödülü (Lüküs Hayat), 1998 Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, 2000 Belkıs Dilligil Onur Ödülü, 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali “Yaşam Boyu Onur Ödülü”, 2003 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü.”

-FİLMLERİ-

Suna Pekuysal’ın rol aldığı filmler de şunlar:

“Can Yoldaşı (1952), Halıcı Kız (1953), Yaprak Dökümü (1958), Allı Yemeni (1958), Sevdalı Gelin (1959), Samanyolu (1959), Garipler Sokağı (1959), Aşk Rüzgarı (1960), Mahallenin Sevgilisi (1960), Bir Bahar Akşamı (1961), Otobüs Yolcuları (1961), Zavallı Necdet (1961), Unutamadığım Kadın (1961), Cilali İbo Zoraki Baba (1961), Minnoş (1961), Derbeder (1961), Hayat Bazen Tatlıdır (1962), Esir Kuş (1962), Küçük Hanımın Kısmeti (1962), Damat Beyefendi (1962), Küçük Hanım Avrupa’da (1962), Bir Gecelik Gelin (1962), Şeytan Bunun Neresinde (1962), Küçük Hanımın Şoförü (1962), Aşk Güzeldir (1962), Neşemizi Bulalım (1962), Yedi Günlük Aşk (1962), Yalnızlar İçin (1962), Çam Sakızı (1962), Yedi Kocalı Hürmüz (1963), İlk Gözağrısı (1963), Aşka Vakit Yok (1963), Cici Can (1963), Erkek Fatma Evleniyor (1963), Aşk Tomurcukları (1963), Adanalı Tayfur (1963), Kötü Tohum (1963), Kiralık Koca (1963), Akasyalar Açarken (1963), Kızgın Delikanlı (1964), Afilli Delikanlılar (1964), Kadın Berberi (1964), Yalnız Değiliz (1964), Yiğitler Yatağı (1964), Kral Arkadaşım (1964), Şoförler Kralı (1964), Yalancının Mumu (1965), Dört Deli Bir Aptal (1965), Bir Koltukta İki Karpuz (1965), Kıskanç Kadın (1966), Çalıkuşu (1966), Akşam Güneşi (1966), Fabrikanın Şoförü (1966), Sevgilim Artist Olunca (1966), Trafik Belma (1967), Nemli Gözler (1967), Sen Benimsin (1967), Üç Sevdalı Kız (1967), Yıkılan Gurur (1967), Paydos (1968), Katip (1968), Kadın Değil, Baş Belası (1968), Atlı Karınca Dönüyor (1968), İncili Çavuş (1968), Kanlı Nigar (1968), Sazlı Damın Kahpesi (1969), Kınalı Keklik (1969), Sevdalı Gelin (1969), Esmerin Tadı Sarışının Adı (1969), Ayşecik-Yuvanın Bekçileri (1969), Küçük Hanımın Şoförü (1970), İç Güveysi (1970), Allı Yemeni (1970), Ham Meyva (1970), Kezban Roma’da (1970), Kanunsuz Yaşayanlar (1971), Keloğlan Aramızda (1971), Bir Varmış Bir Yokmuş (1971), Hasret (1971), Yalnız Değiliz (1971), Şehzade Sinbad Kaf Dağında (1971), Hüdaverdi-Pırtık (1971), Tophaneli Murat (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Bizimkiler (1971), Kadifeden Kesesi (1971), Keloğlan (1971), Keloğlan ve Can Kız (1972), Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), İnşaat (2003), Teberik Şanssız (2004) ve Hırsız Var (2005).”

kaynak: radikal

Maydonozun sapı:
Son nefesine kadar sanata gömülü bir hayat daha ölümsüzlüğe doğru yelken açtı.. Çocukluğumda hatırlarım, bir adile naşit bana şirin gelirdi birde suna pek uysal, oysaki oynadığı rollerin çoğunda pek de uysal değildi, belkide bu ilgi çekici geliyordu bana.
su döktük arkandan tekrar gelemezsen de unutulma diye… iyi yolculuklar…

You may also like...

1 Response

  1. FoNeM dedi ki:

    kahkahasi hep kulaklarda kalacak. yildizlar teker teker kayar bu oyundan ama hayat oyununda yazdiklari hic silinmez. huzur icinde uyusun…

Bir Yorum Yazın

%d blogcu bunu beğendi: